Savaş ve Tarih

2014-04-22 18:22:00
Merhaba! Bu bloğu ilk defa görenler, haklı olarak, "Neden böyle bir konu?" diye sorabilirler. Burada verilebilecek en kolay cevap, "Neden olmasın! Çilekli pastanın nasıl pişirilebileceğine dair bile, Türkçe blog varken, savaş tarihi hakkında yok!" şeklinde formüle edilebilir. Aslında, bu cevapta, iki hata var. Birincisi, benim bulabildiğim kadarıyla, birden fazla blog var; bakınız: http://koltukgenerali.blogspot.com/ http://derintarih.blogcu.com/ Tavsiye ederim, benim de zevkle okuduğum yazılar var. "Peki, bir tane yetmedi mi? Senin çok vaktin var; galiba?" şeklindeki ikinci bir soruya da; "Evet, bu aralar hem vaktim var; hem de, bilmem kaç tane, yemek pişirme bloğu arasında, ikinci bir, savaş tarihi bloğu göz çıkarmaz." diyerek cevap veririm. Neyse, bu kadar soru ve cevaptan sonra,başlayalım.. Bu aralar, George M. Nipe'ın "Last victory in Russia / The SS-Panzerkorps and Manstein's Kharkov Counteroffensive / February-March 1943" isimli kitabını okuyorum. Türkçemize "Rusya'da ki son zafer / SS- Tank kolordusu ve Manstein'ın Harkov'da ki karşı saldırısı / Şubat -Mart 1943" olarak tercüme edebileceğimiz kitap, İngilizce bilen herkese tavsiye edebileceğim bir eser. Yazar kitabın başında, sadece, bu operasyon üzerine odaklanmış İngilizce bir yayın bulmanın çok zor olduğunu belirtmiş. (Yayınlandığı tarihleri göz önüne alarak ki, bu da, 2000 yılı oluyor.) Türkçemize tercüme edilmiş bir eser, bildiğim kadarıyla yok. Diğer taraftan, 2. Dünya Savaşı'nın Doğu cephesinde ki kısa süreli bir operasyon zaten herkesin ilgisini çekmez. 368 sayfalık kitap, 17 bölümden oluşuyor. Yazarın geçmişi hakkında kitapta kısa da olsa bir bilgi olmaması ilginç, daha da doğrusu, bir eksiklik. Her ne kadar, operasyonel düzeyde savaş tarihi yazımı çok yoruma açık değildir. Ele alınan, operasyonun sonucu belli olduğundan, kazanan veya kaybeden hakkında "taraflı" yorum yapmak, çok kolay göze çarpacağından, kaçınılan bir durumdur. Yine de, yazarın geçmişi bize ele aldığı konuya yaklaşımı hakkında daha ayrıntılı bir bilgi vereceğinden, kitap içinde ki bazı yorumlarını daha iyi anlamamızı sağlardı. Üçüncü Harkov muharebesi olarak anılan bu harekât, Nazi Almanya'sı ordusunun (Wehrmacht) Güney ordular Grubuna dahil olan, SS Tank kolordusu, 1. Tank ordusu ve 4. Tank ordusunun koordineli karşı saldırısını sonucunda, Nazi Almanya'sının zaferi ile sonuçlanmıştır. Yazar, kitabın başlığından da anlaşılabileceği gibi, bu harekâtın, sadece, SS Tank kolordusu ile ilgili kısmını anlatmaktadır. Bir tarih kitabı olduğundan dolayı, en önemli kısmı, kendisine kaynak olarak seçtiği kitaplar ve belgeler. A.B.D. milli arşivlerinde yer alan, Alman ordusuna ait kayıtlar, Waffen-SS ve Wehrmacht'da görev yapmış askerlerin otobiyografileri ve biyografileri ve 2. Dünya Savaşı Doğu cephesi hakkında yazılmış diğer kitaplar kullandığı kaynaklar. Buradan da anlaşılacağı gibi, ağırlık daha çok Alman kaynaklarında. "Kaynaklar" bölümünde yaptığım araştırma sonucunda, hata yapmadıysam, sadece 2 adet Sovyet general tarafından yazılmış kitabı kullanmış. Diğer bir deyişle, harekâtı ağırlıklı olarak, Alman kaynaklarına dayanarak anlatıyor. Ancak, bundan, "taraflı" bir yaklaşım gösterdiği anlaşılmamalı. Kitabın adından da anlaşıldığı gibi, Üçüncü Harkov muharebesinde, Waffen-SS birliklerinin mücadelesini anlattığı bir kitapta, yazarın onlara odaklanması gayet doğal, ancak, bazı yerlerde, gerek komutanları gerekse askerleri övme konusunda fazla tekrara kaçtığı da göze çarpıyor. Harekâtın gelişimini anlatırken, hangi birliklerin hangi günlerde, nereden nereye ilerlediği ve hangi Kızıl Ordu birlikleri ile nerelerde çarpıştığı, gibi bilgiler kaçınılmazdır. Bu tip enformasyon, uzun süre okunduğunda doğal olarak sıkıcı gelmeye başlar Buna, harita eksikliğini de ekleyince, kitapta zor okunan bazı bölümler oluşmuş. Kitaba alınan haritalar üzerinde ki önemli bilgilerin bazıları, orijinalde renkli kalemlerle yazılmış. Ancak, kitapta siyah/beyaz basıldıklarından dolayı, yetersiz kalıyorlar. Yazar, birliklerin çatışması esnasında, her iki tarafın gerek asker gerekse silah açısından artı ve eksilerini çok gerçekçi bir biçimde değerlendirmiş. Sovyet komuta kademesinin, Stalingrad kuşatmasının başarıyla sonuçlanmasından sonra, bilhassa, güney cephesinde durmadan geri çekilmek zorunda kalan Alman birlikleri karşısında kazandıkları öz güveni vurguluyor. Zamanla, bu özgüvenin, nasıl kendine aşırı güvene döndüğünü ve Manstein'ın bunu nasıl Kızıl Ordu'ya karşı kullandığını anlatıyor. Kızıl Ordu'nun asker sayısında ki üstünlüğünü, tank ve toplarının hem sayı hem de kalite açısından üstünlüğü ile pekiştirdiğini defalarca dile getiriyor. T-34 tankına cevap olarak alel acele cepheye sürülen, tank avcılarının, ünlü Tiger tanklarından daha fazla işe yaradığını anlatıyor. Güney Ukrayna'da ki kötü ve yetersiz yollarla, Tiger tankının ağırlığını çekemeyen köprülerin, bu tankın harekâtlarda yetersiz kalmasının temel nedenleri olduğunu vurguluyor. Ayrıca, Waffen-SS askerlerinin otobiyografilerinden yaptığı alıntılar, sıradan askerin katlanmak zorunda olduğu iklim, yol, beslenme ve barınma zorluklarını çokiyi anlatmış. Genelde, orta düzeyde İngilizce bilen ve konuya ilgi duyan herkese tavsiye edebileceğim, akıcı bir kitap...

2
0
0
Yorum Yaz